Öncelikle bir kişi yaşadığı süre boyunca kendi malını istediği şekilde tasarruf etme hakkına sahiptir. Bazı danışmaya gelen kişiler, şaşırtıcı bir şekilde büyüklerinin yaşamları boyunca yaptıkları tasarrufları takip etmektedir. Burada söylenmesi gereken şey; kişi yaşadığı müddetçe o kişinin yaptığı tasarruflara diğer kişilerin müdahalesi mümkün değildir. Bir kişinin ancak akıl sağlığı yerinde değilse Mahkeme kararı ile tasarrufları kısıtlanabilir. Bunun haricinde bir kişi yaşarken tasarrufunun kısıtlanması mümkün değildir.Bir kişi vefat ettikten sonra yaşadığı zaman içinde yapmış olduğu tasarruflardan para almadan sadece mirasçısından mal kaçırmak amacıyla yapmış olduğu tasarruflar için her zaman iptal davası açılabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken her bir mirasçı kendi miras hissesi oranında iptal talep edebilir. Bir mirasçının açmış olduğu dava diğer mirasçıları etkilemez.
Örneğin bir kişi vefat ettikten sonra eşi ve 3 çocuğu mirasçı kalmış ve vefat eden kişi yaşamında tek oğlunun üzerine tüm malvarlığını devretmiş ise eş mirasın 1/4'ü üzerinde hak iddia edebilİrken diğer 3 çocuk arasında kalan 3/4 paylaştırılır. Tek çocuk 1/4 hisse hakkı varken tüm malların sahibi olduysa eş ve diğer çocuklardan her bir aynı davada ya da ayrı ayrı davalar açarak bu kişiden muvazaa sebebi ile hak etmiş oldukları miras hissesini talep edebilirler.
Bu davada ispat :Her türlü delil ile yapılabilmektedir. Bütün malın bırakıldığı çocuk için malın devredildiği zaman bu kişi tarafından bir para devri olup olmadığı temel kıstassa da uygulamada paranın bankadan geçirilip daha sonra tekrar diğer kişiye elden verilmesi gibi uygulamalar yapıldığından genel kanı bir kimsenin çocuğuna parayla mal satmayacağı anlayışıdır. Üzerine mal devredilen çocuğuni malın devri sırasındaki yaşı,o zamanki ekonomik durumu, malın devrinden sonra malın hala eski sahibi tarafından kullanılıp kullanılmadığı olguları da ispat için kullanılmaktadır. Deliller tüm bunlara ilişkin tanık beyanları, banka dekontları vb. evraklar olabilir. Bu davalarda malın gerçek değerinin tespiti için Mahallen keşif ve Bilirkişi incelemesi de yapılmaktadır. Bu şekilde dava değeri davanın başında düşük dahi gösterilmiş olsa mahkemece dava değeri arttırılmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da ispat vasıtalarının geniş kapsamlı olarak davayı ispat edecek şekilde tamamen mahkemeye sunulmasıdır. Bu gibi davalar tarafların bizzat yürütebileceği nitelikte değil gayet teknik davalar oldukları için avukatlar vasıtası ile davada temsil edilmeniz çok önemlidir. Mahkemece dava değeri harç ikamesi ile arttırıldığından eğer davanızı gereği gibi ispat edemezseniz davanızın reddi halinde karşı tarafa dava değeri üzerinden nisbi dediğimiz oransal vekalet ücreti ödeyeceğiniz hususu gözden kaçırılmaması gereken bir husustur.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için avukata danışmanız gerekir.